Liberallerin ‘YÜZ’ü

CÜNEYT AKALIN

Küreselci-liberaller dünyasında özel bir yeri olan Birikim dergisinin editörü Tanıl Bora, Kıvanç Koçak ile birlikte Cumhuriyet’i hatırlamış; 100. yılın anısına 100 portrelik bir potpuri hazırlamışlar. Çoğu Birikim dergisi çevresinden, kimisi dışardan yazarlarla birlikte, Tanıl Bora-Kıvanç Koçak ikilisi Cumhuriyet ile, akıllarınca, bir güzel hesaplaşmışlar.

 

Herkesin az-çok, yeterli-yetersiz bir şeyler yazıp çizdiği 100. yıl hakkında Tanıl Bora/Birikim çevresinin söyleyeceklerini merak edenler olabilirdi. ‘Sol’ adına SOL’a ve ulusal düşünceye çok zarar vermiş bir odağın sözcüleri, FETÖ’cülerin, HDP’cilerin açıkça fikir beyan etmekten çekinebilecekleri bir ortamda boşluğu doldurabilirdi.

Tam da öyle olmuş. Tanıl bey kendine göre Cumhuriyet döneminde yaşamış 100 kişiyi seçmiş. 80 küsur yazar, bu kişileri tanımlamış, yorumlamış. Seçim onların, kafalarına göre takılmışlar. Baştan şunu belirtelim. Tek tek yazarların, esas olarak biyografik notlar düşen, betimlemeler yapan, çoğunluğuna sözümüz olmaz, sözümüz Tanıl Bora ve ortaklarına.

Necip Fazıl Kısakürek

YÜZ’ÜN SIRALAMASI

Tanıl Bora ve şürekâsı daha ilk satırda yakayı ele veriyor. Yazdıklarıyla değil, tavırlarıyla. Şöyle; Cumhuriyet hakkında yazılanların hemen hepsi Mustafa Kemal Atatürk ile başlar. Doğal olan da budur. Mustafa Kemal Atatürk, İstiklal Savaşının başkomutanıdır, kurucudur, Cumhuriyet’in ilk cumhurbaşkanıdır. Ne var ki otoriteye soğuk, hiyerarşi karşıtı- anarşizan Tanıl Bora-Kıvanç Koçak ikilisi hiç bu düzene evet der mi? Herkes gider Mersin’e, Tanıl Bora bey gider tersine.

 

“Yüz” adını verdikleri potpuri, inanması güç ama, kiminle başlıyor dersiniz? Seyıt Rıza ile… Dahası kiminle devam ediyor dersiniz: Said i Nursi ile… Hz. İsa’yı anma töreninin DEAŞ’ın mesajı ile başlaması gibi bir şey… Bu sıralama, editörlerin iddiasına göre, portre sahiplerinin doğum tarihine yapılmış. İnanan inanır. Dahası, diziyi kiminle bağlıyorlar, tahmin eden çıkar mı? Tayfun Gönül ile… Kim mi Tayfun Gönül? İlk vicdani retçi imiş. “Yüz”, işte böyle bir Cumhuriyet anlatımı.

Gelelim ayrıntılara… 100 portrenin her birine mercek tutmak mümkün değil. Dikkati çeken bazı genel eğilimler üzerinde yoğunlaşacağız.

Mustafa Kemal Paşa ve mücadele arkadaşları daha çok biyografik notlar şeklinde kâğıda dökülmüş. Hakaretten kaçınılmış.

Abdullah Öcalan’dan Gülten Kışanak’a, İsmail Beşikçi’den, Leyla Zana’dan Selahattin Demirtaş’a uzanan bir yelpazede, Batı korumasındaki bölücü milliyetçiler haksızlığa uğramış mağdurlar olarak sunuluyor. Necip Fazıl Kısakürek’ten Erbakan’a, Bülent Arınç’a uzanan yelpazede İslamcı militanlar mağdurlar hanesine ekleniyor.

Alparslan Türkeş’ten Nihal Atsız’a, Muhsin Yazıcıoğlu’na uzanan çizgide Türkçüler farklı vurgularla anlatılıyor ancak dikkati çeken nokta: Öfke şiddeti azalmış.

Deniz Gezmiş

Nazım’dan Attila İlhan’a uzanan çizgiyi görmezden gelmek kuşkusuz mümkün değil ama ikisi de ‘Kemalistlerin hamisi’ sandalyesine oturtuluyor. Deniz Gezmiş-Mahir Çayan-İbrahim Kaypakkaya üçlüsünde öncelik ‘devlete en sert başkaldırmış olma, şiddete başvurma’ gerekçesi ile Mahir Çayan’a veriliyor. Değerli vatansever Hrant Dink’in arkasına gizlenerek ‘soykırım’ yalanını yineliyorlar. Ancak bir portreyi özellikle mercek altına almadan olmaz.

Necmettin Erbakan

SONUÇ

İletişim Yayınları’ndan çıkan “Yüz”, 2000’li yıllarda televizyonlarda çokça tartışılan, bir büyük düşünsel kaosa, yer yer yıkıma yol açan II. Cumhuriyet tezlerinin özeti gibidir.
Niye o çizgiye o kadar emek vermiş Murat Belge yok?
Niye Nobel ödüllü Orhan Pamuk yok? Vardır bir hikmeti!
Tanıl Bora-Kıvanç Koçak, Yüz’de başka türlü bir tarih yazımı öneriyorlar, daha doğrusu onlarca yıldır yaptıkları ‘karşı cumhuriyet’ savlarını portrelerle yineliyorlar.
Bir tür akıl tutulması bu.
Fransız Devrimi’nin tarihini Saint-Just-Maximilien Robespierre ile 16. Louis’yi iç içe geçirerek anlatmayı öneriyorlar. Bolşevik Devriminde Lenin ile II. Nikolay’ı, Çin Devrimi’nde Mao ile Çan Kay Şek’i yan yana koyuyorlar. Sanki bir reklam çalışmasında ‘lansman’ yapıyorlar. Tarih yazımı net bir eylemdir. Cumhuriyet Devrimi’nin kahramanları bellidir, emek verenleri, can verenleri bellidir, dostları-düşmanları bellidir. Bunlar bize ulusun ‘kaos tarihini’ öneriyorlar. Birikim-İletişim çevresi bu yalanları 2000’li yılların başında, Türkiye, AB kapısına bağlanmış halde iken TV programları ile bir ölçüde yutturdu ama o günler çok geride kaldı.