Reklamı Geç
YAZARLAR
Anadolu ve Türkler
Ozan Utku ARICAN
08 Aralık 2022 - Perşembe 15:10
133 defa okunmuş.

‘Coğrafya kaderdir’.

Evet, bu cümleyi sık sık kuruyoruz. Konu Türkiye olduğunda, yaşanan sorunların temel sebebini Anadolu’nun stratejik konumuyla bağdaştırırız. Bu bir açıdan doğrudur tabiki.

 Türkiye konumu itibariyle tarihte her zaman göçlerin ve istilaların yaşandığı bir coğrafya oldu. Her daim ele geçirilmek istenilen önemli bir bölge olara kimi  ağızların suyunu akıttı. Ki uzunca bir süredir  Anadolu coğrafyası bizim hakimiyetimizde bulunuyor. Bizler göçleri de istilaları da göğüsledik, devletler kurduk, yıktık; yetmedi küllerinden yeni bir devlet daha kurmayı başardık. Coğrafya elbette insan yaşamını doğrudan etkiler.

Bizler, Anadolu’ya keşifler yaptığımızda bu coğrafyanın zenginliği gözlerimizi kamaştırdı. Suyu, toprağı, bereketi, medeniyetleri ve imparatorluğu içerisinde barındıran merkezi bir konumdaydı. Anadolu her açıdan bir çok yere açılan kapılara sahipti. Bir de yetmezmiş gibi Hıristiyan dünyası (devletleri) nin başına bela olan Türkler, Anadolu’nun kapılarına dayandı. Yerleşti ve uzun bir süre bu coğrafyaya  hakim oldu.

Dünya değiştikçe Anadolu’nun Türklerin hakim olduğu diğer toprakların Dünya düzenini sağlamak için Anadolu’nun parçalanması gerektiğini gördüler ve uygun zaman da bundan faydalandılar. Devlet, var olan topraklarını koruyamadığı için diğer devletlerin hakimiyeti altına girdi. Bazı milletler Osmanlı’ya sırtını döndü, bağımsızlık hevesleriyle isyan ederek diğer devletlerin yardımlarıyla mikro devletçikler olarak tarih sahnesine çıktılar. Örneğin hala Yunanlılar’ın yemek kültüründe dahi Türk izlerini görmeniz ne kadar olağan değil mi? İşte bu kalıtım imparatorluk artığı olduklarını gösteriyor. O yüzden bu da tarihsel ve siyasi açıdan çok değerli bağların kurulmasının önünü açtı. Bu da bir güç ve prestij getirdi. Zannımca getirmeye de devam edecek.

 Bu duruma en iyi örnek, Libya ile yapılan antlaşmadır  ya da Suriyelilerin Türkiye’yi ikinci ana vatan bellemeleri, Türk devletin göçmen kabul etme geleneğine duydukları güvendir (Buradaki temel amaç, Suriye iç savaşı sonucunda yaşanan göçlerin Türkiye’ye etkisini tartışmak ya da güzelleme yapmak değildir.).

Yani demem o ki, coğrafya kaderdir. Bu kaderin de bir sorumluluğu elbette vardır. Dört tarafı denizlerle çevrili, iki kıtayı birleştiren bir noktaya hakimsiniz. Ve işin daha da kötüsü Türk’sünüz. Dünya’nın başına bela olarak görülen Türkler, hiçbir zaman güçlensin diye desteklenmez. Tam tersine, Türk devletlerini sorunsuz bırakırsan yarın öbür gün Dünya’nın başına bela olup, sömürgecilerin/emperyalizmin planlarını bozacaklarına inanırlar. Çünkü, bizler hiçbir zaman bir  sömürgeci ya da emperyalist bir güç olarak hareket etmedik, koloniler kurup milletleri sömürmedik!

Tabii ki, bir milli ordumuzun, Türk patentli silahların üretilmesini istemeyecekler. Bu ülkede bilim adamları ansızın faili meçhullere kurban gitmedi mi?! Yazarları, çizerleri, askerleri, zulme maruz kalmadı mı? Düşünürleri süründürülmedi mi? Kuklalar oynatıldı, paralar dağıtıldı, kimileri satın alındı... Bu oyun ne yeni ne de yabancı olduğumuz bir konu değildi aslında. Sadece zamanla bazı şeyleri görememenin verdiği boşluk insanları bir çok gerçekliği değerlendirmekten uzaklaştırdı.

Öyle ki, coğrafyamız bir kaderse, kaderin bize sunduklarını biliyorsak, sorumluluğu alıyorsak; bu bir birimizle uğraşmamız niyedir.? Davamız birbirimizin yakasına sarılarak içten içe ruhumuzu kurutmak mı, yoksa birlikte aynı ülküyle hareket edebilmek  midir?

Davamız, Türk devletini ve milletini, her türlü güce karşı korumak mı, yoksa birbirimizi yok edip, gönlümüzün ve fikrimizin kör olması mıdır? Davamız ve töremiz, halkın ve devletin sorunlarını çözmek mi, yoksa kendi cebimizi doldurarak, hırsla bozuk para gibi insanları harcamak mıdır?

Bizim töremiz ve davamız, kaderimiz ve sorumluluğumuz, var olan kadere yön vermek mi, yoksa kadere yenik düşmek midir?

Hakikat nedir, gerçek nedir?  Ulusal bağımsızlık savaşımızın muzaffer kumandanı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu lideri, Ata’sı Mustafa Kemal de aynı soruların yanıtını şöyle vermiş:

” “Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümid etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu; Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

YOL HARİTASI
43
GÖKBÖRÜ
40
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
43
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
41
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
38
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
29
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
66
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
109
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
192
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
159
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
129
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
141
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
206
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
141
ŞEREF VE İSTİKLÂL
145
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
131
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
145
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
157
KIVILCIM
143
GAFLET-DALALET-HIYANET
167
TOPLUMSAL ALZHEİMER
167
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
175
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
169
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
158
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
198
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
138
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
150
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
159
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
188
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
194
MABED
141
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
147
BU GİDİŞLE...
186
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
145
CEPHANE
194
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
188
13
240
Endüstriyel Et Yığınları
162
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
202
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
183
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
266
Çok Farklı Bir Gelecek..!
268
Çok Farklı Bir Gelecek..!
154
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
179
TAVUĞUN BACAĞI..!
173
Deve Kuşu Politikası
165