İnternetin NATO’su Ne Anlama Geliyor?
Haber
04 Mayıs 2022 - Çarşamba 13:48 Bu haber 302 kez okundu
 
İnternetin NATO’su Ne Anlama Geliyor?
Ozan Utku Arıcan yazdı..
Manşet Haberi
İnternetin NATO’su Ne Anlama Geliyor?

   

İnsanlık tarihinde iletişimin yerine baktığımızda dil, toplumsal birliktelik, millet olma sürecinde vazgeçilmez bir bağ kurdu. Medeniyetin yapıtaşlarını inşa ederken, en çok dilden yararlandık. Tarihsel süreç içerisinde yaşadıklarımızı, biriktirdiklerimizi, hislerimizi dil ve yazıyla; kayalara, mağara duvarlarına, ağaçlara, mermere, kâğıda, deriye kaydettik. Tüm bu birikim toplumların birbirlerine değmesiyle birlikte dillerde zenginliği besledi. Toplumlar arası etkileşimde diller birbirine karıştı. Gittikçe büyüyen bir kartopuna benzeyen kültürel etkileşim sonucunda toplumlar sürekli gelişti ve zenginleşti. Tarihin hiçbir zamanında homojen, dışa kapalı bir kültür kendini muhafaza edemedi; akışta olan insanoğlu sürekli heterojen özelliğini korudu.

   İnsanlar iletişim kurarken doğuştan gelen araçları (organları) kullanarak kelimeleri algısal olarak öğrendiklerini, anlamlandırdıklarını belli seslerle ifade ettiler. İhtiyaçları doğrultusunda sesleri, şekillere aktardılar. Biz bu şekillerin belli bir anlam dahilinde, sıralı ve kurallı şekilde kullanımını alfabe (a be ce) olarak adlandırdık. Zaman içinde farklı diller yaratsak da, ortak aileden gelen diller de oluştu. Hatta tarihsel olaylar sonucunda güçlü olan devletler ve toplumlar kendi kültürlerini başka toplumlara baskıyla dayattılar ve onları dönüştürdüler. İletişimin olağan doğallığı haricinde, güç dengelerine göre kültürel sömürünün yerleşmesi sürecinde toplumlar yeniden şekillendi ve dil de bundan nasibini aldı. Böylece özgün tarihsel süreç ve kültürel öz değişti ve dönüştü.

    Kültür emperyalizmi gibi bir kavramı şu an için kullansak, dönem itibariyle çok fazla tepki gösteren insanlarla karşılaşacağımız bir gerçekse, kültürel etkileşim düşüncesiyle hareket eden insanların varlığına da şahit oluruz. Bu kavramsal karşılıkların anlaşılamamasının yanında, tarihsel süreç hakkında cahil kalmamızın da etkisiyle düşünüldüğünü gösterirdi. Çünkü sömürge devletlerinin yaptıkları konusunda izlediğimiz herhangi bir belgeselde bile toplumların başına gelenleri öğrenen bir birey, kesinlikle çevresinde olan bitenlere karşı kültür emperyalizminin etkisi gözüyle bakabilirdi. Ki bu sömürü, iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte üst düzeyde hızlı ve ulaşabilirlik, uzanabilirlik açısından toplumun en ufak noktasına kadar etki edebilmekte. Tabiri caizse dijital çağın içerisinde adeta usta bir sömürü süreci…

 İnsanoğlu, tarihsel süreçte farklı iletişim araçları kullandı ve geliştikçe sosyal etkileşiminde aynı orantıda artış yaşandı. Zamanla bağların artması ve gelişmesiyle, yaşanan olayları daha kısa sürede öğrendi ve zamanı daha verimli kullanarak iletişim trafiğinde eşik atladı. Bu süreç özellikle teknolojinin gelişmesiyle artış içerisine girdiği için, bilimin Yeni Dünya düzeninde merkezi bir güç olarak tahtını sağlamlaştırdı.

 Yeni Dünya düzeni denilen ve devletlerin ülkeler üzerindeki stratejileri ve tahakkümünü belirleyen bu süreçte iletişim araçlarına sahip olmak, üreticinin ve oyun kurucunun kendisi olmak anlamına geliyordu. Özellikle bu noktada düzen kurulurken Türkiye de nasibini aldı. Öncelikle 1945 yılından sonra Avrupalı devletlerin kalkınması için ABD yardım etmeyi kabul ettiğinde, yapılacak olan yardımı sadece maddi ya da mal noktasında öngörmedi. Bu yardım aynı zamanda alt ve üst yapının ABD’ye uygun şekilde organize edilmesini içeriyordu. Türkiye’nin de nemalandığı bu yardımlar sonucunda, ülkemizde de bir çok üssün kurulması, küçük büroların açılması, ABD’yi temsil eden nitelikli ve yetkilendirilmiş kişilerin at koşturabilmesinin yegane sebebi de işte buydu. Ayrıca yardımlar sadece bu yetkileri ve eylemleri içermesinin yanında, iletişim altyapısının ABD’nin isteğine göre şekillendirilmesinin de önünü açıyordu. Nitekim biz bunu yıllar sonra halka arz ettik ve resmi olarak ABD öncülüğünde kurduk. Ne garip ki şimdilerde Ukrayna’da yaşanan olayları takip ederken bir anda kendi internet taracıyılarımızda, bağlandığımız Sputnik’e bir hafta boyunca bağlanma sorunu yaşadığımızda, Avrupa’nın Sputnik’i engellemesi sonucunda bizim de internetimizin giriş engeli içerisinde tıkandığını öğrenmiştik, ne acı... 

Peki bunun sebebi ne olabilir diye bir düşünelim?

 

     Resmi olarak halkın kullanımına 1989 yılından itibaren sunulan internet, 1992-1993 yılları itibariyle Türkiye’de ODTÜ, TÜBİTAK ve PTT merkezli kurulan sistemle kullanılmaya başlandı. Dünya devletlerinin kullanımına sunulurken CERN merkezli oluşturuldu. 1989 öncesinde askeri savunma amaçlı kullanılan internet ağı, uzun yıllar gizli şekilde kullanıldı. Ve sonrasında halkın ve toplumun yararına olacak şekilde legalleştirildi. Ancak internetin kaynağı, onun kurucusu kimdi? ABD.! Yaratılan yazım dillerinin de, donanımının da, üretiminin de kaynağı emperyalizmin 20. yüzyıldaki babası ABD idi..

   ABD’yi sürekli kullanınca bir çok insan günah keçisi olarak kullanıldığını düşünüyor. Lakin çevrenize baktığınızda, tarihe göz attığınızda, ABD’nin icraatlarını görmemek için kör olmak gerekiyor. En başta ülkenizde gerçekleştirdiği eylemleri ve bunların tarihe düştüğü notları anlamamak için akıl donması gibi bir sorun yaşamanız kaçınılmaz. Aynı şekilde Osmanlı Devleti emperyalist devletlere karşı mücadele ederken nasıl sorunlarla karşılaştıysa, Milli Mücadele sürecinde yaşanan hainlikler ve çevrilen dolaplar nasıl yaşandıysa, ondan sonraki tarihsel süreçte de yaşandı ve günümüzde de yaşanmaya devam ediyor, edecek.

  Günümüz koşullarında baktığımızda iletişim, devletlerin ve burjuva gurubunun isteklerine göre şekillendirilir ve kurumsallaştırılır. Tüm bu yaşanan süreci, sebepleri ve sonuçlarıyla düşündüğümüzde, insan için temel bir ihtiyaç olan iletişim, elbette araçlarıyla da vazgeçilmez hale geliyor. Örneğin, telefonlarımızı ve bilgisayarlarımızı şu anda terk edip dumanla haberleşmek gibi bir arzumuz olabilir mi? Elbette hayır. O zaman biz bu süreci yaşamak zorundayız. Ya da sanayi tesislerimizi kapatıp, sadece tarımla uğraşabildiğimiz günlere geri dönebilir miyiz? Kesinlikle mümkün değil. Onun yerine çevreye zarar vermeyen, yeşil sanayi tesislerini daha anlamlı ve doğru bulmaya meylediyoruz. Yani insanoğlu vardığı yerden geri dönmüyor, onu daha ileriye taşıyarak daha fazlasına sahip olmak istiyor.

   Peki, ABD, Dünya’da NATO’ya benzer bir örgütlenmeyle Dünya’da internet ağlarının denetimini güvenlik ve kişisel güvenlik adı altında neden bir çatı altında toplamak istiyor? Zaten denetimi kendisinde değil mi? Ağları o kurduysa şu anda neden böyle bir gereksinim içine giriyor. Elbette, ABD bu işin öncüsü... Ancak ABD günümüz dünyasında, teknoloji olarak tek başına bayrağı göğüslemiyor. Ya da her ağı takip altına alamıyor. Çünkü devletler de kendini buna göre şekillendirdi ve bir anlamda nasıl siyasi anlamda dünya bloklandıysa, savaş devam ediyorsa, aynı şekilde internet ağları üzerinden de savaş ediyor. Çünkü, tüm sistemler artık bilgisayarlara göre şekillendirildi ve internet ağları olmazsa olmaz bir konuma geldi. Bu yayılım tüm insanlığa kolaylık sağladığı gibi, aynı zamanda büyük bir açığı da meydana getirdi. Güvenliği ne kadar üst düzey tutarsanız tutun, her zaman sistemsel bir açık bulunabilir ve bunun ağır sonuçları olabilir. Mesela elektrik sistemlerine sızan bir hacker bir şehirde elektrikleri kesebilir. Örneğin, geçen günlerde özel bir bankanın sitesinde bulduğu açık sayesinde hesaplardan para çalan bir hacker milyonları götürmüş, bankada çalışan siber güvenlik uzmanları adamla görüşmek için polis merkezine gitmişti.  

    ABD’nin iletişim araçlarını denetim altına almak istemesi, gücü elinde bulundurarak, etki alanını güçlendirerek, gelebilecek saldırıları da önlemeyi amaçlıyor. Bu aynı zamanda toplumsal ve devletsel denetimin de önünü açıyor. Çünkü ağların adeta kılcal damarlar gibi dünyayı sarıp sarmaladığı 21. yüzyılda, emperyalizmin en büyük gayesi bu kaynağı elinde bulundurarak dünya jandarmalığını sürdürerek, ülkeler ve halklar üzerinde baskısını hissettirmeden arttırmaktır.

 Dünya’nın teknolojiyle şekillendiği, toplumların sosyal medya ve basın-yayın aracılığıyla çok kolay bir şekilde yönlendirildiği bu günlerde, yaşanan oyunu ve süreci çözmeli, önemsemeli ve kendi milli ağlarımızı kurmalıyız. Bu ağlar toplumla ve dünya devletleriyle entegre olmalı, ancak bağımsızlığını, güvenliğini tam anlamıyla korumalıdır.

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: İnternetin, NATO’su, Ne, Anlama, Geliyor?,
Yorumlar
Haber Yazılımı