Reklamı Geç
YAZARLAR
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
Ozan Utku ARICAN
16 Temmuz 2025 - Çarşamba 01:09
169 defa okunmuş.

15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?

 

     15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişiminin üzerinden 9 yıl geçti. Yüzlerce şehit ve gazi verilerek, tanklara, uçaklara, silahlara karşı halk birleşerek meydanlara indi ve darbenin engellenmesinde önemli bir görev üstlendi.  Türkiye darbeler tarihine bakıldığında halkın sokağa inerek darbeye karşı toplanması, ayaklanması, tepki vermesi ve canını ortaya koyması olayı gerçekten önemli bir sosyolojik hareketliliğinin varlığını bizlere gösteriyor. Çünkü sağ-sol ayrımlarının bir kenara bırakılarak milletin tek vücut olarak hareket etmesi, organize olması durumu önceki darbelerde yaşanmadı. Sevelim sevmeyelim, destekleyelim ya da desteklemeyelim; millet hafızası çok uzun bir aradan sonra bir araya gelmeyi başardı ve ölümü göze aldı. Yine aynı şekilde o gün, meclis bombalanırken milletvekilleri gazi meclisten ayrılmayarak milli demokratik direniş örneği ortaya koydu. Milletin iradesi direnerek, meydanlara inerek, darbe girişiminden sonra nöbet tutarak görevini yerine getirdi. Peki kimler yerine getiremedi? Bu konu üzerinde itinayla düşünmemiz gereken, kesinlikle savsaklamadan, esasında yoruma bile açık olmayan bir durumdur: “ Meydana çıkmaktan korkan, sesini çıkaramayan, evine-otele oraya buraya pusan”  kimseler için milletin terazisi de bellidir. Şehit Ömer Halisdemir nasıl ki gözünü kırpmadan son görevini yerine getirdiyse, milletin her bir zerresi aynı kararlılıkla, Amerikancı darbe girişimlerine karşı çıkmak zorundadır. Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır.

 

  2016 yılından sonra Türkiye eski Türkiye olmayacak deniyordu. Nitekim o gün devletin içeresine yıllardan beri yuvalanmış olan hainlerin gerçek yüzünü net bir şekilde gördük. Canımızdan can vererek bunun bedelini ödedik. Peki Türkiye’de nasıl bir ortam oluştu. Olması gerektiği gibi, olağanüstü hal ilan edilerek 2018 anayasasında değişiklikler yapıldı ve Türkiye’de merkezi bir yönetim anlayışı benimsendi. Türkiye’de yönetim ve siyasal anlayış çok uzun yıllar sonra değişti, dönüştü. Bugün, değişimin kendisinin pozitif tarafı yanı sıra negatif yansımalarını da yaşıyoruz. Atılması gereken adımlarda bir çok alanda eksikler var. Türkiye Cumhuriyeti’nin toparlanabilmesi için anti-emperyalist politikalara ağırlık verilmesi şart. Önümüzdeki en güzel örneklerden birisi bu konuda Ukrayna ve İran’dır.  Türkiye yerli ve milli savunma sanayiinde atılımlarını her geçen gün bir adım daha ileriye taşıyor, öncelikle bunun altını çizmek gerekiyor ki bu, milli güvenliğimiz için ve ülkenin bağımsızlığı adına son derece önemlidir. Tek millet olamazsanız, bağımsızlığınızı koruyamazsanız, yerli ve milli sanayinize önem vermezseniz, toplumunuzu-insanınızı önemsemezseniz, vatanınızı koruyamazsınız! Geçmişte olduğu gibi emperyalist ülkelerin kapısından ayrılmazsanız, politikanızı onlara endekslerseniz yarın öbür gün sizden almaları gerekeni misliyle alırlar. Biz bu senaryoyu daha önce yaşadık mı? Elbette yaşadık ve ne yazık ki hala bu etkiden kurtulamadık.

 

 Sonkurşun Gazetesi, İlkhaber Gazetesi ve öncesinde kurulan Realite Dergisi ve Kuva-yı Gazete, aynı 2000’e Doğru, İleri, Cumhuriyet gibi gazetelerde, 1990’lı ve 2000’li yıllarda Fetullah Gülen Cemaati, misyonerlik faaliyetleri, Soros, Gladyo, Nato tehlikelerinden bahseden yayınlar yapılıyordu. Ki hala gazetemiz bunu şiar edinmiştir. Bugün 15 Temmuz darbe girişimine FETÖ darbe girişimi diyerek lanetleyenler (kimisi geçmişte övenler), köşe yazılarında ve gündemlerinde sadece FETÖ diyor ancak bir şeyi unutuyor. Türkiye’de hiçbir darbe girişimi tek başına ortaya çıkmadı. Yapanlara, özgeçmişlere, iç-dış olaylara bakıldığında her zaman perdenin arkasında birileri vardı. Neden yazmaktan korkuyorsunuz? Şehitlerimizden, gazilerimizden bahsedebiliyorsak, yazarlık sorumluluğumuz gereği korkmadan söyleyin: ABD’nin Pensilvanya Eyaleti’nde CIA’in koruması altında Türkiye’deki kiralık ajanlarına emir vererek, iktidarı ele geçirmeye çalışan FETÖ, diyebilirsiniz. BU örgütler Mars’tan gelmedi ya da Mars’ta kurulmadı.

 

Yeni miydi? İlk defa mı söyleniyordu? Haberimiz mi yoktu? Elbette hayır. Ben daha çok küçükken Kuva-yı Gazete’de, İlkhaber’de, Sonkurşun’da , Realite’de, bu örgütlenmelerle mücadele edildi, sonra ne oldu; ailemize baskı ve sindirme yapıldı. Hatta yetmedi ailemize operasyonlar çekildi.  Ben bu hainlerle ilk defa ortaokul çağında karşılaştım.  Ne arıyorlardı, ya da neyi amaçlıyorlardı? Herhalde Ellerinden gelse yaşımı büyütüp beni de davaya sokacaklardı. Neticede oyun CD’lerime  kadar el konulmuştu.

 

  Yazarlarımız ve gazetelerimizin bugün ısrarla unuttuğu bir husus var: Türkiye’nin bağımsızlığına gölge düşüren, güvenliğini tehdit eden tüm ABD üsleri kapatılmalıdır. Türkiye güvenliğini ve bağımsızlığını temin etmelidir. Dün yapılan hatalar bugün yapılmamalı, geçmişi kirli olanların hepsi devlet içerisinden temizlenmelidir. Devleti yöneten tüm asli unsurlar, bunu şiar edinmelidir. Bu kat’i surette yapılmazsa, 15 Temmuzlar, 1980’ler, 1970’ler, 1960’lar bitmez, yeniden baş verir. Bunu ortadan kaldırmazsak, Türk Milleti’ni hakim, Türk ordusunu asli bağımsız unsur olarak güçlendirmezsek; bugün bizi çevreleyerek saran emperyal güçlerin ortasında yaşayamayız, hayatta kalamayız. Altını kırmızı çizgiyle çizdiğim bu husus, Türkiye için milli güvenlik sorunudur, hayatta kalma mücadelesidir. Ne yazık ki, anti-emperyalist politikalardan uzak bir Türkiye, eksen arayışları içerisinde savrulur, ayakta kalmakta zorlanır. Bunun bedelini Osmanlı İmparatorluğu, yavaş yavaş parçalanarak ödedi.  Ancak ne mutlu ki bugün, Kuva-yı Milliye ve Türk Ordusu sayesinde, Mustafa Kemal Paşa ve büyük komutanlarımız sayesinde bağımsızlığımızı Anadolu’da yeniden kazanabildik. Ve bunu korumak için, cumhuriyeti ilan ettik. Parçalanmış bir Osmanlıyı, Türk milleti olarak birleştirdik.  

 

 Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun onun işbirlikçileri, kahrolsun onun taşeronları, kahrolsun mandacılar ve muhipçiler; yaşasın Türk Milleti, Türk bağımsızlığı, yaşasın Atatürk ve onun bıraktığı tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti!

 

 

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
123
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
235
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1019
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
121
ATA'NIN YOLU
166
YOL HARİTASI
184
GÖKBÖRÜ
170
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
168
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
158
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
158
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
165
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
181
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
227
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
326
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
271
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
249
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
248
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
345
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
246
ŞEREF VE İSTİKLÂL
258
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
267
Anadolu ve Türkler
251
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
260
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
278
KIVILCIM
263
GAFLET-DALALET-HIYANET
288
TOPLUMSAL ALZHEİMER
283
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
309
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
282
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
299
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
314
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
244
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
268
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
265
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
299
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
304
MABED
250
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
262
BU GİDİŞLE...
315
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
257
CEPHANE
309
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
284
13
338
Endüstriyel Et Yığınları
275
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
313
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
294
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
380
Çok Farklı Bir Gelecek..!
406
Çok Farklı Bir Gelecek..!
268
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
279
TAVUĞUN BACAĞI..!
277
Deve Kuşu Politikası
274