Reklamı Geç
YAZARLAR
CEPHANE
Ozan Utku ARICAN
15 Şubat 2022 - Salı 12:34
309 defa okunmuş.

Öğrencilik yıllarımdan bu güne şahsen benim temel uğrak noktalarımdan birisi öncelikle kitabevleridir. Geçtiğimiz günlerde, Balıkesir’de bir kitabevine uğradım. Uzun zamandır ara verdiğim, okuma yapmadığım ‘istihbarat tarihi’ hakkında bir kaç önemli kitaba rastladım.

Tabii ne zaman bir kitabevine gitsem, ne kadar tarih konusunda kitap varsa, tek tek inceler, özellikle ilgimi çekenleri kütüphaneme eklerim. Tek tek kitapların arka kapağını, yazar biyografisini, içindekiler bölümünü, kaynakçasını gözden geçirir, almak istiyorsam kitabı katiyen elimden bırakmam. Sadece beni ilgilendiren bölümde en az bir saat vakit harcar, eğer kitapçı tanıdıksa fiyatlarını sorar (hatta ikinci elinin olup olmadığını dahi sorarım), kitabı alamıyorsam kesinlikle bir kenara kitabın ismini not ederim.

Hele ki bulduğum kitap, yaptığım bir araştırma ile ilgiliyse ya da alınması gereken değerli bir eserse kesinlikle gözüm parayı görmez, bir yolunu bulup kitabı alırım. Hatta Çanakkale’de her zaman uğradığım Divit Kitabevi, her hafta uğradığımda “Hah bizim oğlan geldi. Yine bi 200-300 bırakır!” diyerek sevinirdi garibim. Evet, her uğradığımda açık büfeden yemek seçer misali, rahat rahat 10-20 kitap alabiliyordum. Üstelik öğrenci halimle! Zorlanmıyor muydum? Elbette bir öğrencinin kısa aralıklarla harcama yapması onu zor duruma sokabilir. Ancak, o günlerde paranın bir değeri vardı. Yakın zamanda Balıkesir’deki kitabevine gittiğimde fiyatlar o kadar pahalıydı ki resmen elimi yakıyordu. 3 tane kitaba 100 TL’ye yakın para verdiğimde, seçtiklerim en uygun olanlarıydı.  Öğrencilik zamanımda kitap seçerken, tabii ki fiyatları yine çok geliyordu ama aradan bir kaç sene geçmiş ve işe başlamıştım. Yani artık maaşlı çalışan bir vatandaş olarak rahat rahat kişisel gelişimim için önemli bir yer tutan kitapları satın alırken, kafamın rahat olması gerekiyordu. Ne yazık ki, öğrencilik yıllarımda olduğu gibi “ şu fiyatlara baaaaak!” diyerek içten içe sıkıldım, çatladım, patladım. Aslında alamadıklarımı bırakırken, kitapla aramdaki basit görünen ancak hiçte öyle olmayan bağları bir düşünün. O duygusal anda onu bırakışın, ayrılışın, kitaplığına koyamayışın, kavuşamadan ellerinden kayıp gitmesi... Bunların hepsi okuyan insanda derin yaralar bırakıyor. Okuyamasan da, bir gün fırsat bulduğunda elbet onu okuyacaksın. Ne şans ki alamıyorsun, çalışsan da kitabın fiyatını dahi düşünmek, hesaplamak zorundasın.  Bu talihsiz durumu yaşayan biri olarak, kredi kartına kitabın fiyatını böldürmekten başka kişisel olarak başka çözüm aklıma gelmedi elbette...

   Ne hazin ki, bir ülke kendi kâğıdını üretemediği içindir ki, insanlarımız kitaplara bir o kadar uzak kaldı. Yani başka ülkelerin kâğıtlarına kaldı gelişebilmemiz, düşünebilmemiz, konuşabilmemiz, yazabilmemiz!

Ve yine ne hazindir ki, ellerimiz kitaplara gittiğinde korkuyla, çekine çekine arka kapağını çeviriyor; gözlerimizde sayıların devasa büyüklüğüne karşı büyüyen bir korku tahtına oturuyor.

  Ne hazin ki, ülkemin gazetelerinin kâğıtları yurtdışından geliyor. Borç ve harç içerisinde her gün ayakta kalma mücadelesi vererek kamusal ve toplumsal görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlar.

 Bunun olumsuz sonucudur ki, gençler, geleceğin yaratıcıları, sahipleri, keşmekeş bir dipsiz kuyu olan sosyal medyaya daha fazla gömülürken, aklı ve gönlü kitaplara kayanların metelikleri bilgiyi satın almakta yetersiz kaldıklarını görüyorsunuz. Geleceğe uzanan eller baltalanıyor.

  Düşünmesi ve gelişmesi gereken bir toplumun, karanlığa, zalimliğe, cahilliğe karşı mücadele etmesi gereken bir ülkenin insanları, en önemli ‘cephane’ den yoksun.!

Usta gazeteci rahmetli Uğur Mumcu’nun ifade ettiği gibi,’Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz’… Ve yine Mustafa Kemal’in dikkat çektiği gibi, başımızdaki en büyük tehlike ‘cehalet’ ise,  bu yolda yapılması gereken belli değil mi?

 Kitaplara ulaşabildiğimiz nice günlere...

 

 

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
123
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
235
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1019
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
170
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
122
ATA'NIN YOLU
167
YOL HARİTASI
185
GÖKBÖRÜ
171
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
168
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
158
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
158
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
165
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
182
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
227
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
326
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
272
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
250
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
249
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
345
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
247
ŞEREF VE İSTİKLÂL
259
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
267
Anadolu ve Türkler
251
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
260
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
279
KIVILCIM
263
GAFLET-DALALET-HIYANET
289
TOPLUMSAL ALZHEİMER
284
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
310
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
282
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
299
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
315
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
245
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
268
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
266
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
300
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
304
MABED
250
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
262
BU GİDİŞLE...
315
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
257
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
284
13
338
Endüstriyel Et Yığınları
275
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
313
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
294
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
380
Çok Farklı Bir Gelecek..!
406
Çok Farklı Bir Gelecek..!
268
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
280
TAVUĞUN BACAĞI..!
277
Deve Kuşu Politikası
274