212 sayılı yasa ve 10 Ocak..!
Haber
09 Ocak 2022 - Pazar 12:39 Bu haber 851 kez okundu
 
212 sayılı yasa ve 10 Ocak..!
Gazeteci-Yazar Engin Arıcan yasdı..
Manşet Haberi
212 sayılı yasa ve 10 Ocak..!

 

10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü ve ben bu günü 24 Temmuz ‘Basından Sansürün Kaldırılış Günü’ ile birlikte bu her iki günü, gazetecilik ve yazarlık yaşamımda hiçbir zaman ne doğru ne de gerçekçi birer gün olarak kabullenemedim.

Her iki günün de adı ‘birilerinin’ kulağına hoş gelebilir ama gerek basın-yayın organları sahipleri ve gerekse de basın çalışanlarının bizzat kendilerine sorsanız   Cumhuriyet Türkiyesi’nde her iki günün de tarihsel, güncel ve toplumsal gerçekliğimizle örtüşmediğini, her iki güne de atfedilmiş amaç ve rolün ‘abartılı’,  ’göstermelik’, ‘uydurma’ ve ‘zorlama’ günler olduğunu söyleyeceklerdir. Bunu, 212 sayılı yasaya, basın-yayın organı ve basın çalışanlarının öncelikle konuya yabancı olmalarına, yasanın çıkış koşullarını ve ortamını bilememelerinden ya da yasanın, sınıfsal konum ve çıkarlarına aykırı olmasından kaynaklandığını düşünüyorum.

Neden?

Gazetecilerin 212’den haberi yok..!

Öncelikle, konu hakkında yüzümüzü tarihe dönmek gerekiyor. ’Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkındaki Kanun’ 5953 sayılı kanun numarasıyla,13 Haziran 1952 tarihinde Demokrat Parti iktidarınca TBMM’nde kabul edilerek Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giriyor. Yasa, 27 Mayıs askeri darbesine kadar yürürlükte.

27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından düzenlenen 1961 seçiminin ertesinde kurulan ilk 26.hükûmet Sekizinci İnönü Hükûmeti olarak da bilinir. İsmet İnönü'nün başkanlığında Cumhuriyet Halk Partisi ile Adalet Partisi arasında büyük koalisyon hükûmetidir ve 20 Kasım 1961 - 25 Haziran 1962 tarihleri arasında görev yaptı ve hükümetin Çalışma Bakanı Bülent Ecevit’tir.

5953 Sayılı kanun Meclis’te CHP ve Çalışma Bakanı Ecevit’in tekliği ve çabalarıyla en geniş şekilde görülüp, üzerinde tartışılarak tadil edilmesi ve 212 sayılı yasanın Milli Birlik Komitesi tarafından da kabul edilerek yasalaşması  sürecinde22-29 Ocak 1962 tarihinde  3.‘Çalışma Meclisi’nde(Meclis toplantı ve çalışmalarına tütün işkolunda örgütlü sendika adına Bandırma’dan da  Tekel Yaprak  ve Tütün  Bakım İşi  Atölyeleri Merkez Müdürlüğü’nden Dervişe Koç katılmıştır)  Bakan Ecevit’in tarihsel bir konuşması  vardır.

Rahmetli Ecevit’e teşekkürler..

Ecevit, şöyle der;

“(..) Şahsen ben de İlhan Soysal arkadaşım gibi, bunun bir zümreye imtiyazı tanıyan bir kanun olmadığı kanaatindeyim. Görünüşte belki başka işlerde çalışan vatandaşlarımıza nazaran bazı imtiyazlar tanıyor gibi gelebilir. Fakat gazetecilik mesleğinin tabiatında mevcut bazı özellikleri göz önünde tutulursa bu imtiyazların, aslında birer imtiyaz değil, o vazifenin gereği gibi yerine getirilmesi şartlan olduğu anlaşılır kanaatindeyim. Bu hususta samimiyetime güvenmeniz için ilâve edeyim.

Ben gazetecilikteki görevimin tabiatı icabı ve aynı zamanda bu mesleği politikayla beraber yürütmüş olduğum için, bu Kanundan herhangi bir şekilde istifade edebilmekte değildim, ve bundan böyle de istifade edebileceğimi zannetmiyorum. Onun için sözlerim tamamiyle şahsi endişelerin üstündedir. Ancak, bu mesleğe 12 yılım vermiş bir kimse olarak gazeteciliğin bazı özelliklerini anlatabilirim.

Gazetecilik, burada mevzuubahis edilen, çalışma hayatı ile ilgili başka işlerden farklı bir iş, bir vazifedir. Gazetecilik falanca saatte başlayıp filanca saatte biten bir vazife olmanın ötesinde, bir meslek olmanın ötesinde, bir hayat tarzıdır. Siz istediğiniz kadar gazeteciliği şu saatte başlar, şu saatte biter, haklan şudur, vecibeleri şudur diye kanunlarla sınırlayın, bir gazetecinin yirmi dört saati gazetecilikte geçer. Uyku saatleri bile vazife süresi dışında sayılamaz. Eğlence saati, evinde geçen saatler, bütün bunlar gazetecinin meslek hayatı ile hususi hayatının karma hale geldiğini göstermeye yeter misallerle doludur.

Bunun için gazetecilere, şayet başka meslekte çalışan arkadaşlarımıza imtiyaz gibi görünen bazı özel haklar tanınmışsa, bunu mesleğin bu hususiyetinde aramak lâzımdır zanındayım. Her ne kadar burada gazete kamu müessesesi midir, değil midir tarzında bir münakaşa cereyan etmişse de, sanırım ki bu münakaşa, esasta anlaşmazlıktan değil, tabirlerin biraz farklı kullanılmasından doğmuştur. Aslında gazete, hukuki manada bir kamu müessesesi değildir, ama gazetecilik hiç şüphesiz bir kamu görevidir. Kamuyu doğrudan doğruya ve çok yakından ilgilendiren bir alanda ağır vazife yüklenmiş kimselerdir gazeteciler. Onların ödevlerini yapabilmeleri, huzur içinde çalışabilmeleri, yalnız gazetelerin iyi çıkması bakımından değil, bu memlekette demokratik hayatın iyi işlemesi bakımından da çok önemlidir.

Onun için, bu mesleğe kaliteli elemanlar çekebilmek, onlara güvenli, huzur içinde bir hayat verebilmek üzere, imkânlar dahilinde her ne yapılırsa çok görülmemelidir. O bakımdan, açış konuşmamda da şahsi kanaatim olarak belirttiğim gibi, bu Kanun şayet değiştirilirse, çalışan gazetecilere tanınmış olan haklarda herhangi bir kısıntı yapılmaması esas tutulmalıdır.

Buna mukabil, iddia edildiği, ileri sürüldüğü gibi, işverene ağır bazı yükler, yerine getirilmesi güç bazı vecibeler yükleniyorsa, bunların daha kolay taşınabilir hale getirilmesi çareleri aranmalıdır.

Ancak bu çareler bulunursa sayın İlhami Soysal arkadaşımın da bahsetmiş olduğu tatbikata ait aksaklıkların kökünden düzeltilmesi mümkün olacaktır. Bu Kanun, sadece, bu kayıt ve şart esas olmak üzere değiştirilmelidir. Sadece, bu mesleğin iyi yürüyebilmesi ve hakikaten prensipleri çok yerinde olan bu Kanunun daha iyi, daha aksaksız işleyebilmesi için yollar aranmalıdır. Bu yolların bulunabileceği ümidindeyim. Gerçi bu mesele çetin bir meseledir. Bu Kanunun tatbikata ait aksaklıklarını düzeltmek kolay bir iş değildir.

Ancak bunun burada, işveren ve çalışan gazeteci arkadaşlarımız tarafından, günlerce, sayın Safa Kılıçlıoğlu’nun da belirttiği gibi öğünülecek bir karşılıklı anlayış havası içinde, Komisyonda müzakeresi bizim için son derece faydalı olmuştur. Ve bu merhalede Bakanlık için maksat hasıl olmuştur.”

Ecevit’in aynı zamanda bir gazeteci  ve yazar olarak  tarihsel bu konuşmasının üzerine söylenecek fazla bir söz olduğunu sanmıyorum.212 Sayılı yasanın askeri darbe döneminde çıkartılıp yasanın Milli  Birlik Komitesi tarafından da onaylanması  ise  ve 12 Mart ve  ‘yanlışın neresinden dönülse kârdır’ anlayışıyla 12 Mart ve 12 Eylül darbelerine  iş de çıkartsa, önemlidir. Bu ayrı bir yazı konusu..

Lütuf değil AMMA..!

212 sayılı yasanın kabul edilmesi ve Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmesi basın dünyasını hareketlendirir. Akşam, Dünya, Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah'ın bulunduğu dokuz gazetenin patronu boykot kararı alır. Patronlar, sahibi oldukları gazetelerin 10 Ocak 1961 tarihli sayılarında, Milli Birlik Komitesi'ne karşı ortak bir bildiri yayımlayarak kararlarını açıklıyorlar; "Gazetemizi üç gün yayınlamıyoruz".

Gazete sahiplerinin bu eylemi, Türk basın tarihinde yaşanmamış bir tepkidir ve bu tepkiye aynı şekilde gazete çalışanları da ortak bir tepkiyle yanıt verirler. Gazetelerinin sahiplerinin bu tepkisine, gazetelerde çalışan tüm yazı işleri müdürleri isimlerini gazetelerinin künyesinden çıkarak İstanbul Gazeteciler Sendikası’nın gazete sahiplerinin yayınladıkları bildiriyi protesto ederek, gerçekte ne yaşandığını ve nelerin olup-bittiğini bir basın bildirisiyle kamuoyuna duyuruyorlar. İstanbul Gazeteciler Sendikası, gazete sahiplerinin gazetelerini yayımlamadıkları üç gün boyunca "Basın" isimli bir gazete çıkarmayı kararlaştırıyor ve çıkıyor.

Manşet, "Daima halkın hizmetindeyiz."

Sonuçta, 9 gazetenin sahiplerinin direnci kırılıyor ve Kurucu Meclis’in kabul ettiği 212 sayılı yasa darbeci Milli Birlik Komitesi tarafından da onaylanıyor.

Gazeteciler Sendikası da 10 Ocak Günü’nü  ‘Çalışan Gazeteciler Bayramı’ olarak ilan ediyor.12 Eylül darbecileri ise, ‘bayram’ ı acilen ‘günü’ ne çevirerek  ,10 Ocak ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ olarak kutlanmaya başlıyor.

Gazeteciler ve ‘yolunmuş tavuk’..!

Hiç tüyleri yolunmuş tavuk gördünüz mü..?

1961’deki anlamından her askeri darbe dönemi ve sonrasında gıdım gıdım uzaklaştırılıp, budanarak, içi boşaltılıp, anlamsızlaştırılan   212 sayılı yasanın sonraki yıllarda başına gelenler bir başka öykü konusu..

Yine de,10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününüz kutlu olsun..!

Esen kalın..

Kaynak: Editör:
Etiketler: 212, sayılı, yasa, ve, 10, Ocak..!,
Yorumlar
Haber Yazılımı