Ozan Utku ARICAN AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
Yazı Detayı
09 Mayıs 2022 - Pazartesi 03:53 Bu yazı 365 kez okundu
 
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
Ozan Utku ARICAN
oznn.utkk@gmail.com
 
 

 

İnsanların yıllar içerisinde kendilerini tanıyamamaları çok büyük bir sorunu beraberinde getirir; ‘aşağılık psikolojisi’.  Hayatın uzun dönemeçlerinde kendi benliğine rastlayamayan insanlar genellikle kendilerini gerçekleştirme noktasında sürekli bocalamalar yaşar. Yaşamlarını sürdürmek amacıyla belli işler yapmak zorunda kalsalar da, ilerleyen yaşlarda hoşlandıkları bir hobiyi keşfetseler de hemen bir hüzün kaplar onları. Keşke kelimesinin ağızdan dökülüşüyle birlikte, film şeridi gibi gözlerinin önünden geçen ömür perdesinde kayıp geçen zamanın küllerine saplanıp kalırlar. Bu, aynaya baktıklarında acınası bir gülümsemeyle insana çekiç gibi vurur. Artık bir şeylerin olması için gereken zamanda ve yerde değillerdir.  Vakit çok geçtir yaşanacaklar için. Yaşanamamak, insanın kursağında adeta bir adem elması gibi takılıp kalır. O öylece yüreğinin derinlerine yuvarlanan alev topu gibi göğüs kafesindeki kemikleri yüzeye doğru yakmaya başlar. Sanki ölü zamanın taneleri kıvılcımlar saçıyordur. Her gece yumru gibi orada öylece duruyordur.
   Yaşanabilecek yoğun hisleri birazdan hayalimizde canlandırınca bile insanın nasıl bir çıkmaza düştüğünü anlamakta güçlük çekmiyoruz. Kısa bir hayat çizgisini en güzel şekilde göğüslemek ve sonuna kadar hayatın tadını çıkarmak isteyen bizler için en kötü şey bomboş ve düş kırıklarıyla dolu bir yaşamda nefes alarak ölüme yürümenin verdiği derin sarsıntı ve yıkım... Ölümden korktuğumuz kadar belki de içimizde yoktur böyle karanlık bir dehliz. Her gün unuttuğumuz ve her an yanımızda taşıdığımız ölüm gerçeği, insanın varoluşsal problemlerinden biri. Bu hiçbir zaman değişmeyecek; insanın, hayatın dönemeçli ve zorlu yollarında kendine kavuşmaya çalışması gibi. İnsan kendine kavuşmak, gerçekleştirmek ve hayalinde kurduğu yaşamı en kısa zamanda oluşturmak ister. Örneğin ardında bir çocuk bırakmak arzusunu hisseder.. Çünkü kendisinden sonra Dünya’da onun soyunu devam ettirecek birisinin bulunması onun iç rahatlığıyla dünya hayatına gözlerini yummasına olanak sağlar. Ya da içgüdüsel olarak bunu yapma ihtiyacı hisseder. ‘Yuvayı dişi kuş yapar’ misali kadın da benzer içgüdüler ya da yönelimler içindedir. 
   İşte bu kısacık hayatta, gelişine bir şekilde hayata atılan insan, nasıl ve nerede yaşayacağını da kestiremediği için devam eden süreçte hayalindekileri başarıp başaramayacağını maalesef bilemez. Bunu akış gösterir; savaşın tam göbeğinde Dünya’ya gelip bir komutan, ya da başka bir yerde doğup profesör olacak. Ancak onu nihai olarak ortam şekillendirecek. 
    İnsan hayatında ne olursa olsun, çocukluğunda büyüdüğü yer, gördüğü yaşamlar, çektiği acılar ve mutluluklar onu gelecekte oluşacak kişiye dönüştürür. Biz buna yaşantı diyoruz. Yani bizi biz yapan süreç ve yerler. Ancak bu süreçte ruhunu yitirmeyenler, kalplerini iyilik ve doğru azimle dolduranlar bembeyaz pamuksu bir rahatlık içinde nefes alırlar. Oluşum evresinde, karakterini yitiren, doğru zeminde duramayan ve zamanla omurgasız bir duruşa sahip olan insanlar; ömürleri boyunca çevrelerine de bunu yansıtarak, toplumsal sıkıntılara dahi sebep olabilecek meseleleri ortaya çıkarırlar. Üzüm üzüme baka baka kararır misali ailelerini de kendilerine benzeterek, kimliksiz, ruhsuz ve samimiyetten yoksun içi boş hava balonlarına dönüşürler.  Çok iyi yaptıkları bir işleri dahi olsa, içlerinde gerçekleştiremedikleri benliklerinin ağırlığı altında ezilirler. Bu eziliş esasında arzuladığı işe ve mesleğe ulaşamamaktan kaynaklanmaz, karaktersiz ve suratsız, maskeli mahlûkatlara dönüşürler. Hani Mevlana’nın söylediği gibi, ‘Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol’. İşte insan ne olursa olsun, nereye varırsa varsın, istemediği bir meslek sahibi de olsa, önce dümdüz bir omurgaya sahip olmalı. Suratsız değil;  kendi diliyle, beyniyle, gözleriyle, elleriyle, karakteriyle özgün ve özel olmalı. Yoksa ne göründüğü gibi olur ne de olmak istediği gibi görünür.

 
Etiketler: AŞAĞILIK, PSİKOLOJİSİ, VE, İNSANOĞLUNUN, DEHLİZLERİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
13 Ekim 2026
BANDIRMA'YA BANDIRMA VAPURU YAKIŞIR!
88 Okunma.
28 Eylül 2026
Türkiye’de Siyasi Yol Ayrımları ve Asıl Meselemiz
63 Okunma.
22 Ağustos 2026
Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...
128 Okunma.
27 Nisan 2026
ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
374 Okunma.
24 Mart 2026
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
337 Okunma.
31 Temmuz 2025
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1068 Okunma.
16 Temmuz 2025
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
234 Okunma.
13 Temmuz 2025
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
177 Okunma.
22 Mayıs 2025
ATA'NIN YOLU
222 Okunma.
04 Mart 2025
YOL HARİTASI
238 Okunma.
04 Şubat 2025
GÖKBÖRÜ
229 Okunma.
23 Ocak 2025
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
229 Okunma.
19 Ocak 2025
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
209 Okunma.
17 Ocak 2025
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
215 Okunma.
12 Ocak 2025
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
217 Okunma.
16 Ekim 2024
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
235 Okunma.
20 Nisan 2024
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
282 Okunma.
01 Nisan 2023
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
381 Okunma.
29 Mart 2023
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
322 Okunma.
25 Mart 2023
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
296 Okunma.
25 Mart 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
309 Okunma.
04 Şubat 2023
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
414 Okunma.
30 Ocak 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
304 Okunma.
21 Aralık 2022
ŞEREF VE İSTİKLÂL
312 Okunma.
12 Aralık 2022
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
322 Okunma.
08 Aralık 2022
Anadolu ve Türkler
303 Okunma.
05 Aralık 2022
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
317 Okunma.
01 Ekim 2022
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
337 Okunma.
01 Ekim 2022
KIVILCIM
307 Okunma.
30 Ağustos 2022
GAFLET-DALALET-HIYANET
351 Okunma.
29 Ağustos 2022
TOPLUMSAL ALZHEİMER
345 Okunma.
19 Temmuz 2022
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
356 Okunma.
19 Haziran 2022
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
345 Okunma.
27 Mayıs 2022
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
377 Okunma.
06 Mayıs 2022
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
301 Okunma.
06 Mayıs 2022
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
321 Okunma.
06 Mayıs 2022
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
316 Okunma.
25 Mart 2022
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
355 Okunma.
25 Mart 2022
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
359 Okunma.
25 Mart 2022
MABED
302 Okunma.
23 Mart 2022
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
307 Okunma.
01 Mart 2022
BU GİDİŞLE...
376 Okunma.
01 Mart 2022
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
304 Okunma.
15 Şubat 2022
CEPHANE
365 Okunma.
03 Şubat 2022
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
346 Okunma.
22 Ocak 2022
13
393 Okunma.
18 Ocak 2022
Endüstriyel Et Yığınları
319 Okunma.
07 Ocak 2022
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
363 Okunma.
28 Aralık 2021
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
355 Okunma.
12 Aralık 2021
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
428 Okunma.
29 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
473 Okunma.
28 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
314 Okunma.
23 Kasım 2021
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
324 Okunma.
15 Kasım 2021
TAVUĞUN BACAĞI..!
328 Okunma.
10 Kasım 2021
Deve Kuşu Politikası
325 Okunma.
Haber Yazılımı