Ozan Utku ARICAN FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
Yazı Detayı
27 Mayıs 2022 - Cuma 10:45 Bu yazı 323 kez okundu
 
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
Ozan Utku ARICAN
oznn.utkk@gmail.com
 
 

 

Neoliberal politikaların ekonomik ve siyasi olarak Türkiye’yi paçasından tuttuğu zamanlardayız.  Burjuvazinin sürekli beslendiği ve ne talep ettiyse yerine getirildiği; halkın ise isteklerinin ve sorunlarının bir kenara bırakıldığı, unutulduğu vahşi kapitalizm ya da Neo-Liberal ekonomik-politikaların yıllardır uygulandığı bir süreç işletiliyor.

 Dünya’da meydana gelen gelişmeler sonunda bir süredir bütün ülkeler ekonomik dar boğaza girdi. Üretim açısından tüm ülkeler günümüzde ayakta kalmaya çalışıyor. Kendi kendine yetemeyen ve bağımlı ülkeler ise borç almak zorunda kalarak, emperyalist ülkelerin hegemonyası altına girdiler. Türkiye ise, bu kriz dalgasına karşı elindekileri imkânlarla gemiyi dalgalara ve fırtınaya karşı ayakta tutmaya çalıştı, çalışıyor. Ekonomik krizin her geçen zamanda artmasıyla birlikte yeni önlemler alınmaya çalışıldı ve kaçınılmaz olarak on yıllardır uygulanmakta olan Neoliberal politikalar sorgulanmaya başlandı. Ancak, Neoliberal iktisatçı ve politikacılar ve özellikle de Neocon’lar ABD ve ekonomik-politikalarının yürürlükte olduğu ülkelerde toplumsal açıdan bu politikaların sosyal ve sınıfsal açıdan yarattığı olumsuz sonuçları ya hep hasıraltı ettiler ya da görmezden geldiler. Emeğiyle geçinen toplumun çoğunluğunu oluşturan sınıfların içler acısı halini, geçim zorluğu, milyonların en doğal ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorluk çektikleri toplumsal bir vaka idi. Ülkelerin gelir tablosu yaşanan biçareliğin konuşan tablosuydu. Tüm ülkeler yanı sıra ülkemizde bu acı gerçeği görmeleri hususunda içten içe duyduğumuz arzular ne zaman gerçekleşir kısa zaman da öngörmek çok zor.

    Neoliberal ekonomik-politikalar konuşulduğunda herkesin aklında soru işaretleri beliriyor, bir çok kişi aslında bu kavrama hiç yabancı değil. Neoliberalizmin temel amacı, ekonomik yaşamın özel sektör lehine olabildiğince serbest hale getirilmesi, ’bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ anlayışı ile devletin yani kamunun yatırımcı ve üretici olarak ekonomik yaşamdan elini çekmesi, kapitalizmin ve özel sermayenin tam anlamıyla iktisadi ve toplumsal yaşamın her alanına yerleşmesini nüfus etmesini öngörüyor. Bu ekonomik politikalarla, devlet yani kamu yönetimi toplumun çalışan ve üreten kesimlerin aleyhine sınırlandırılmasının ötesinde budanırken, sosyal devlet anlayışı bir gurup oligark lehine kuralsız ve her türlü kamu kontrol-denetiminden uzak güç elde ederek,  ülkenin iktisadi ve sosyal yaşamında rol üstleniyor. Buna da iktisat bilimi ya da ekonomi-politika da ‘vahşi kapitalizm’ ya da ‘Mafyokrasi’ tanımlaması yapılıyor.

Kuşkusuz, Neoliberal ekonomik-politikaları günümüz dünyasında ve ülkeler nezdinde kolaylıkla uygulayabilmek geniş toplumsal kesimler ve yaşam ve bilinç düzeyleri, demokratik örgütlülükleri dikkate alındığında öyle kolay değil. Bu küresel ekonomik-politikaların uygulanmasını kolaylaştıran en büyük etken, toplumsal açıdan özgürlüklerin daraltılmasından ve anti-demokratik yöntemlerin iktidara taşınabilmesiyle mümkün.24 Ocak kararları ve ardından gelen 12 Eylül askeri darbesi gibi. Hele bir de Türkiye gibi sosyal devlet anlayışını binlerce yıllık Türk Devletleri ve toplumları içinde yaşamış, sindirmiş, alın teri kurumadan çalışanın hakkını verin ya da komşusu açken tok olan bizden değildir inanç ve kültürüyle yoğrulmuş, törelerle bugünlere gelmiş bir millete derdinizi ve davanızı anlatamazsınız. Bir milleti tarihsel, sosyal, kültürel, maddi ve manevi kodlarından soyutlayıp, soy ağacından kopartamazsınız.

Onun içindir ki Devlet ve kamu yönetimi tam anlamıyla bu ekonomik düzende soyutlanamıyor. Çünkü ülkede ekonomik-politik yaşamında kamu yararına kontrol ve denetim yapma görevi yine devletin kendisine Anayasal açıdan yüklenen bir sorumluluk. Ancak, ne alakası var ise, bu kontrol-denetim sürecinin baş aktörleri ekonomik açıdan bağımlı bir ülke olduğumuz içindir ki, uluslararası yabancı kartel ve tekellere ve onlarla işbirliği içindeki kesimlere kalıyor. Türkiye’ye vatandaş dönüp piyasaların kontrol- denetim sürecinin ne ölçüde işlediğiyle ilgili bakındığında, eminim ki hepimiz tam bir fiyasko ve çaresizlik yaşıyoruz.  Fırsatçılar, stokçular, dolandırıcılar, spekülatörler, adeta etrafta kol geziyor. Basın ve yayın yoluyla kontrol ve denetimlerin yapıldığı, kimi firmalara cezalar kesildiği söylense de, hükümetin var olan fiyat yükselmelerine karşı aldığı kararlar, enflasyonun ve hayat pahalılığının yükselmesinin önüne geçmek bir yana daha da yükselmesini sağlıyor. Yani ateş söndürüleceği yer de harlanıyor!

İktidarın sözcüleri kartellerden, stokçulardan, dış güçlerin oyunlarından, Ukrayna-Rusya krizinden, pandeminin uzun vadeli etkisini ön plana alarak bir anlamda tüm sorumluluğu üzerinden atabileceğine inanıyor. Ancak buna karşı nasıl bir önlem alınıyor? Neoliberal politikalarla, sadece mutlu bir azınlığı zenginleştirerek, krizi geçiştirebilmek milyonlarca yurttaşı gözardı edebilmek mümkün değil. Oysa ki hem Başkan Erdoğan hem de ortağı sn.Bahçeli, ülkenin Neoliberal-ekonomik politikalardan vazgeçerek, rota değiştirdiğini yatırım+üretim+istihdam+ihracat politikası çerçevesinde sıcak para politikasından vazgeçeceğini ilan etmemiş miydi? Bu yerli ve millik eksenindeki ulusal bağımsızlıkçı ekonomik-politika yani karma ekonomik sistem iç de ve dış da malum çevrelerin iştahını kaçırmamış mıydı? Türkiye, elden gidiyor diye ağlanmamışlar mıydı? Artan stokçuluk, fahiş fiyat uygulamaları, artan hayat pahalılığı, yükselen enflasyon karşısında  devletin ve siyasal iktidarın, kamu bürokrasisinin aylardır günlerdir yaşadığı çaresizlik niye!? Yaşananları, yaşadıklarımızı ve sonuçlarını görmüyor, duymuyor musunuz?

Şunu biliyoruz:Bir ülkenin ya da ülkemizin devlet ve iktidar olarak, ekonomik-politikasını değiştirmek laf ile kolay ancak bilimsel olarak fiiliyatta güç ve zordur. Yaşanan sürecin analizinde olayın bu yönünün de iyi anlaşılması, bilinmesi gerektiğine inanıyorum.

   Ekonomik kalkınma için üretimin her alanda ilerlemesi ve gelişmesi temel bir zorunluluktur. Ancak krizin bir çok açıdan sebeplerini öne sürerken, Neoliberal politikaların çözemediği sorunları, demek ki farklı bir ekonomik- politikayla çözmek gerekiyor. Örneğin çiftçi ve hayvancının masrafsal olarak dar boğaza girdiği, vatandaşın kurban bayramında alacağı hayvan fiyatlarının cebini yaktığı bu günlerde, ciddi adımlar atılarak, ocaklara düşen ateşin söndürülmesi gerekiyor. Belki makamlardan ve binalardan fark edilmiyor ama insanlarımızın yaralarını sarmak için devletin artık harekete geçmesi gerekiyor.

 
Etiketler: FİYASKO:, NEO-LİBERAL, EKONOMİK-POLİTİKA,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
27 Nisan 2026
ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
265 Okunma.
24 Mart 2026
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
284 Okunma.
31 Temmuz 2025
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1031 Okunma.
16 Temmuz 2025
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
184 Okunma.
13 Temmuz 2025
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
133 Okunma.
22 Mayıs 2025
ATA'NIN YOLU
179 Okunma.
04 Mart 2025
YOL HARİTASI
197 Okunma.
04 Şubat 2025
GÖKBÖRÜ
183 Okunma.
23 Ocak 2025
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
182 Okunma.
19 Ocak 2025
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
169 Okunma.
17 Ocak 2025
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
172 Okunma.
12 Ocak 2025
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
174 Okunma.
16 Ekim 2024
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
196 Okunma.
20 Nisan 2024
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
238 Okunma.
01 Nisan 2023
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
339 Okunma.
29 Mart 2023
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
281 Okunma.
25 Mart 2023
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
261 Okunma.
25 Mart 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
266 Okunma.
04 Şubat 2023
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
363 Okunma.
30 Ocak 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
258 Okunma.
21 Aralık 2022
ŞEREF VE İSTİKLÂL
272 Okunma.
12 Aralık 2022
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
281 Okunma.
08 Aralık 2022
Anadolu ve Türkler
263 Okunma.
05 Aralık 2022
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
272 Okunma.
01 Ekim 2022
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
290 Okunma.
01 Ekim 2022
KIVILCIM
273 Okunma.
30 Ağustos 2022
GAFLET-DALALET-HIYANET
305 Okunma.
29 Ağustos 2022
TOPLUMSAL ALZHEİMER
298 Okunma.
19 Temmuz 2022
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
320 Okunma.
19 Haziran 2022
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
302 Okunma.
09 Mayıs 2022
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
325 Okunma.
06 Mayıs 2022
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
257 Okunma.
06 Mayıs 2022
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
279 Okunma.
06 Mayıs 2022
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
279 Okunma.
25 Mart 2022
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
311 Okunma.
25 Mart 2022
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
318 Okunma.
25 Mart 2022
MABED
262 Okunma.
23 Mart 2022
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
272 Okunma.
01 Mart 2022
BU GİDİŞLE...
332 Okunma.
01 Mart 2022
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
268 Okunma.
15 Şubat 2022
CEPHANE
320 Okunma.
03 Şubat 2022
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
297 Okunma.
22 Ocak 2022
13
352 Okunma.
18 Ocak 2022
Endüstriyel Et Yığınları
283 Okunma.
07 Ocak 2022
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
324 Okunma.
28 Aralık 2021
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
309 Okunma.
12 Aralık 2021
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
390 Okunma.
29 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
423 Okunma.
28 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
281 Okunma.
23 Kasım 2021
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
290 Okunma.
15 Kasım 2021
TAVUĞUN BACAĞI..!
290 Okunma.
10 Kasım 2021
Deve Kuşu Politikası
287 Okunma.
Haber Yazılımı