Ozan Utku ARICAN İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
Yazı Detayı
12 Aralık 2022 - Pazartesi 17:09 Bu yazı 322 kez okundu
 
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
Ozan Utku ARICAN
oznn.utkk@gmail.com
 
 

 

    Çocukluk yıllarımın belki de en güzel yanlarından birisi, Cumartesi kahvaltılarıydı. Haftasonu geldiğinde eski Cumartesi pazarına gider, hemen Şehit Süleyman Bey Ortaokulu’nun karşısındaki kapıdan girer girmez çay bahçesine otururduk. Genelde karşıdaki fırından çok uygun fiyata simit alırdık. Hatta sıcak simit yoksa bir süre beklerdim. Sonra kendime göre bir peynir seçer, taze taze kahvaltımızı ederdik. Etrafta bizim gibi olan, cumartesi günleri pazar yapmadan önce ya da yaptıktan sonra bir şeyler yiyen bir çok aile vardı. Güneşin son ışıklarına kadar bu hareketlilik sürüp giderdi. Akşam olduğunda ise yerler sebze çöpleriyle dolardı.

   Pazarda o zaman her şey alınabilirdi ölçüde fiyatlandırılırdı. Yarım kilo peynir alacağınız zaman 5 TL’ye bile beyaz peynir alabilirdiniz. Yanına zeytin, domates, salatalık vs. eşantiyon kalırdı. Çünkü onlar da yok pahasına satılıyordu. Hatırladığım kadarıyla 3-5 TL’ye erik, çilek, muz gibi şeyler satılırdı ki mevsimi olan ürünler bu fiyatın altına satılıyordu. Mesela beni pazar yapmak için gönderdiklerinde annem 20 TL elime sayardı. O zaman 20 lira bir evin pazarı için yeterli oluyordu. 30-40 liralara aşağı yukarı 1,5- 2 haftalık pazarlık alabilirdiniz. Günümüzde bir tabak yemeği dahi karşılamayan 20 liraya o zaman bir haftalık pazarımızı yapıyorduk. Ve dereotu, maydanoz vs. gibi ürünleri o kadar ucuza alıyorduk ki, sadece dolapta bulunsun diye dahi alırdık. Eminim çoğu aile öyle yapıyordu. Çünkü demeti 50 kuruştu. O yüzden kimsenin gözüne dereotu, maydanoz hatta pırasa falan takılmazdı. Maliyet çıkmasın diye poşete koyarken elimiz bile titremezdi. Elbette herkesin durumu harika, iyi, mükemmel gibi bir algı çıkmasın buradan. Ancak bir çok aile bir şeyler alırken, daha rahat alabiliyordu.

   Aradan yıllar geçti ve dünya değişti. Bir zamanlar 20-30 liraya doldurduğumuz buzdolabını zamanla 50 liralara doldurmaya başladık. Bir şeylerden yavaş yavaş vazgeçer gibi olduk. Örneğin 2 kg alıyorsak artık 1 kg alıyorduk.  Bizim kültürümüzde tane ile bir şeyleri almak diye bir şey yoktu. Her şey kilo ya da demet hesabıyla alınıyordu. Hatta durumu biraz daha iyi olup depolama şansı olan deposuna koyuyordu.  Ancak kilo hesabı bile zamanla düşüşe geçmeye başladı. Bir süre sonra 50 liranın üstünde bir parayla artık pazar yapılabiliyordu. Daha da yükselişe geçmesi çok uzun sürmedi.

   Üniversite yıllarımda pazar yüzü görmeyen beni hatırlıyorum. Her şeyimi marketten alırdım. Bolu’da patates, soğan, hindi eti gibi ürünler çok uygundu.  Öyle ki bir öğrenci evindeki 3 kişinin bir akşamlık yemeğinin maksimum maliyeti 10-15 TL civarıydı. Bir tık daha üstü olursa çok kaliteli bir yemek yiyebilirdiniz. Örneğin iki dilim antrikotu 30-35 liralara alabilirdim. Sonra Çanakkale’de yaşamaya başladım. Her akşam evde yemek yaptığımızda, aşağı yukarı iki çeşit (biri etli) yemeği 20-30 lira civarına yapabiliyordum. Yani KYK kredisiyle bir aylık yemek masrafımın neredeyse büyük bir kısmını ödeyebiliyordum.  Çoğu arkadaşımız da yemek konusunda zorlanmıyordu. Ancak dışarıda yemek yemek yine maliyetliydi. Örneğin o zaman da bir Pazar yapacağımız zaman 2018-2019 yıllarında 70-100 lira arası bir paraya bir haftalık pazarı yapabilirdiniz.

   Ancak pandemi dönemine yakın olmak üzere fiyatların bir anda yavaş yavaş yükselişe geçerek kısa zaman içerisinde hızlıca tavana yükselmesiyle artık önüne geçilemeyecek bir duruma gelindi. Öyle bir hal aldı ki, bu satırları yazarken yazdığım fiyatlara artık çikolata, gofret, sakız vs. alabilirseniz şanslısınız. Bir evin aylık masrafı, bir aylık asgari ücrete eşdeğer hale geldi.

     Dünya ekonomik krizinin önünü açan pandemi ve savaşlar dönemi sonucunda cebimizi yakan ekonomik yıkım, bizlerin tüketim ve taleplerimizi de değiştirdi. Bunca yıldır rahatça pazardan çok cüzi miktarlara satılan bir çok ürünü gözümüzden sakınmadan, korkmadan alabilirken, korkar hale geldik. Kilo kilo ürün alıp buzdolabına koyarken, şimdiler de tane hesabına daha fazla yöneliyoruz. Hatta tavuğu ve balığı kırmızı et alamayanların yegane protein kaynağı olarak kabul ederken, şimdiler de sıklıkla balık yemeğe başladık. Çünkü taze balığın kilosu tavuktan ve kırmızı etten daha ucuz.  Burada bahsettiğimiz balık yemenin yararlarına dikkat çekmek değil, aksine; iktisadi olayların, insan yaşamına etkisini ortaya koyabilmek.

   İnsanlar artık bir şeyleri alırken, ziyan etmekten imtina ediyor, çünkü emek verip saatlerce kazandığı paranın alım gücü azaldığı için her şey değerli hale geldi. Ekmek bile alırken sayarak alıyor, çünkü ekmeğin tanesi 5 lira. Yıllar önce poşete attığı bir demet dereotu bile, dolapta bir kenarda çürüyen bir şey olmaktan çıktı. Yani demem o ki ekonomik kriz, darboğaz bizlere bildiğimiz bir şeyi, uygulamak zorunda bıraktı. Bu bir yandan iyiyken bir yandan kötü bir durum elbette. Artık taneyle alıyoruz ve bildiğimiz tutumlu bilinçli tüketici olmaya daha fazla önem veriyoruz. Çünkü şunu daha iyi kavrıyoruz, yoklukların, azlıkların yaşandığı bir dünyayla karşı karşıyayız. Ne dersek diyelim, bu bir gerçek. Bir şeyleri mantık ölçüsünde kullanmak zorundayız. Bu gerçeklerden birisi kuşkusuz su. Tüketimi olan her şeyin elbette tek koruyucusu biz olamayız, devlet de üzerine düşeni yaparak Anadolu gibi kadim bir toprağı işlemesini bilmeli, çiftçiye köylüye gerekli desteği verebilmeli. Ya da doğal sularımızı, göllerimizi koruyabilmeli ki gelecekte, suyun perhizini yapmak zorunda kalmayalım. Ancak ne yazık ki yapacağımız günler çok uzakta değil.

   Bunları düşünürken, taze simit ile peynirin hayalini kuran saf ruhlu küçüklüğüm, evet sonrası senin beklediğin gibi olmadı. Ancak ümit ve umut, bunlar olmadan hiçbirimiz yaşayamayız, bunu biliyorsun.

 

  

 
Etiketler: İktisadi, Krizler, Tüketim, Alışkanlıklarını, Nasıl, Etkiledi?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
13 Ekim 2026
BANDIRMA'YA BANDIRMA VAPURU YAKIŞIR!
88 Okunma.
28 Eylül 2026
Türkiye’de Siyasi Yol Ayrımları ve Asıl Meselemiz
63 Okunma.
22 Ağustos 2026
Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...
128 Okunma.
27 Nisan 2026
ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
374 Okunma.
24 Mart 2026
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
337 Okunma.
31 Temmuz 2025
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1068 Okunma.
16 Temmuz 2025
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
234 Okunma.
13 Temmuz 2025
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
177 Okunma.
22 Mayıs 2025
ATA'NIN YOLU
222 Okunma.
04 Mart 2025
YOL HARİTASI
238 Okunma.
04 Şubat 2025
GÖKBÖRÜ
229 Okunma.
23 Ocak 2025
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
229 Okunma.
19 Ocak 2025
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
209 Okunma.
17 Ocak 2025
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
215 Okunma.
12 Ocak 2025
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
217 Okunma.
16 Ekim 2024
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
235 Okunma.
20 Nisan 2024
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
282 Okunma.
01 Nisan 2023
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
381 Okunma.
29 Mart 2023
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
322 Okunma.
25 Mart 2023
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
296 Okunma.
25 Mart 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
309 Okunma.
04 Şubat 2023
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
414 Okunma.
30 Ocak 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
304 Okunma.
21 Aralık 2022
ŞEREF VE İSTİKLÂL
312 Okunma.
08 Aralık 2022
Anadolu ve Türkler
303 Okunma.
05 Aralık 2022
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
317 Okunma.
01 Ekim 2022
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
337 Okunma.
01 Ekim 2022
KIVILCIM
307 Okunma.
30 Ağustos 2022
GAFLET-DALALET-HIYANET
351 Okunma.
29 Ağustos 2022
TOPLUMSAL ALZHEİMER
345 Okunma.
19 Temmuz 2022
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
356 Okunma.
19 Haziran 2022
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
345 Okunma.
27 Mayıs 2022
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
377 Okunma.
09 Mayıs 2022
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
365 Okunma.
06 Mayıs 2022
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
301 Okunma.
06 Mayıs 2022
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
321 Okunma.
06 Mayıs 2022
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
316 Okunma.
25 Mart 2022
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
355 Okunma.
25 Mart 2022
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
359 Okunma.
25 Mart 2022
MABED
302 Okunma.
23 Mart 2022
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
307 Okunma.
01 Mart 2022
BU GİDİŞLE...
376 Okunma.
01 Mart 2022
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
304 Okunma.
15 Şubat 2022
CEPHANE
365 Okunma.
03 Şubat 2022
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
346 Okunma.
22 Ocak 2022
13
393 Okunma.
18 Ocak 2022
Endüstriyel Et Yığınları
319 Okunma.
07 Ocak 2022
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
363 Okunma.
28 Aralık 2021
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
355 Okunma.
12 Aralık 2021
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
428 Okunma.
29 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
473 Okunma.
28 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
314 Okunma.
23 Kasım 2021
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
324 Okunma.
15 Kasım 2021
TAVUĞUN BACAĞI..!
328 Okunma.
10 Kasım 2021
Deve Kuşu Politikası
325 Okunma.
Haber Yazılımı