Ozan Utku ARICAN SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
Yazı Detayı
12 Ocak 2025 - Pazar 16:40 Bu yazı 193 kez okundu
 
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
Ozan Utku ARICAN
oznn.utkk@gmail.com
 
 

 

 

Osmanlı Devleti son yüzyılında bir çok yeri kaybetmişti.  Sırp isyanıyla başlayan süreç, Arap coğrafyasının kaybetmenin yanı sıra, şu anda topraklarımıza dahil olan Kars, Hatay gibi yerleri dahi sonradan uygun koşullar oluştuktan sonra sınırlarına katabildi.  Bu topraklar içerisinde Rumeli’nin yeri ise tartışmasız çok daha özeldi.  Kuruluş döneminde fetihler bu minvalde şekillendi. Doğu fetihleri ise sonra yoğunlaşmaya başladı. Özellikle I.Selim döneminde doğu sorununun ortadan kaldırılması için önemli bir karar verilerek yaklaşık 8 sene içerisinde Mısır’a kadar olan topraklar fethedilmiş, halifelik Osmanlı’ya geçmişti.  Bu fetihler ile birlikte önemli İslam hazineleri ve şehirleri de Osmanlı’nın himayesi altına girdi. Bir kısmı payitahta götürülürken bir kısmı da kutsal topraklarda kaldı. Fahrettin Paşa Medine düştükten sonra son vakte kadar mücadele etse de kalan mirası İstanbul’a getirmek zorunda kalındı.

 

   Bağlılıklarından şüphe edilmeyen Araplar İngilizlerin oyuncağı haline gelmişti. 1.Dünya Savaşı sonrasında bakıldığında Rumeli topraklarının büyük bir kısmını kaybeden Osmanlı Devleti’nin merkezi ve stratejik noktaları İtilaf Devletleri tarafından işgal edilir hale gelmişti. Arap coğrafyası da bundan nasibini almış, devlet stratejik açıdan verdiği yanlış kararlar sonucunda Suriye topraklarına kadar koruyabilme yeteneğini kaybetmiş; hatırlarsak Mustafa Kemal Paşa savunma hattını oluşturarak günümüz sınırlarımızı korumayı başarmıştı. Sonra Paşa,  Mondros Mütarekesi’ne karşı çıktığı için görevden alınarak acilen payitahta çağrılmıştı. Bu yıllarda zannedildiği gibi Arapların hepsi isyan etmedi.  Mondros ile görüldü ki Osmanlı artık sona gelmiş, bir de Sevr belası çıkmıştı.

 

Pasta paylaşılacaktı. Ancak bir avuç komutan ve Kuva-yı Milliye ile birlikte yürütülen ‘Milli Mücadele’ sonucunda Türkler yine küllerinden doğmayı başarmış, İtilaf Devletleri büyük bir yenilgi ile karşılaşmıştı. Nitekim bu savaşın etkisi Anadolu için yıkıcıydı. Aynı etki Yunanistan ve İngltere’de de hissedildi.  Bir İmparatorluk yok olmuş ancak yerine bir Cumhuriyet kurulmuştu.  Artık başka bir döneme geçildi.  Devlet kısa bir süre içerisinde ikinci kurtuluş savaşı içerisine girdi. Bağımsızlık elde edilse de yeniden ayağa kalkmalıydı. Gerekli olan adımlar atılarak, yaralar sarılmaya başlandı.

 

   Var olan topraklar, devletin asli olarak iyi koruması gereken yerlerdi. Devlet ülkeyi yeni bir maceranın içerisine sokamazdı, bu doğal karşılanmalı. Bunun en bariz örneği Musul ve Kerkük meselesinde görüldü. Hatta Hatay’ın geri alınması için Mustafa Kemal Atatürk uzunca bir süre bekledi. Uygun koşullar oluştuğunda harekete geçti. İşini şansa bırakamazdı.  Nitekim Hatay da, yapılan plebisit sonucunda Türkiye’ye bağlandı.

 

   Bu süre zarfında Atatürk Araplarla da ilişkilerini koparmadı. İntikam hissiyatı içerisinde hareket edebilirdi. Aynı şekilde Yunanistan ile de diplomatik ilişkiler Kurtuluş Savaşı’ndan sonra kurulmaya başlandı.  Ki Atatürk’ün İzmir’in kurtuluşundan sonra Yunan bayrağını dahi yerden kaldırarak o dönem için üstün denebilecek farklı bir siyasi bakış açısıyla hareket ettiği gözden kaçırılmamalıdır.

 

Peki Atatürk neden Araplar ile ilişkileri kesmedi? 

 

Çünkü Orta Asya’dan göç etmeye başladıktan sonra Mezopotamya bizim yerleştiğimiz ve yönettiğimiz bölgelerden biri. Suriye toprakları ise bunun bir parçası. Hiçbir devlet böyle bir tarihsel bağı duygusal bir düşünceyle görmezden gelemez ya da vazgeçemez.  Hele bir de Türkler gibi geleneksel anlayışı varsa: “ Türk’ün kanının aktığı yer, vatandır”.  Vatan toprağı satılamaz ve pazarlık edilemez, o toprak için ölünür. Ancak bir ölüm kalım savaşından sonra toprak alınabilir. Nitekim biz bu topraklarda canımızı verdik. Ancak geri çekildik. Bu topraklardan vazgeçmek zorunda kaldık.  Şimdi bu yazıyı okuyanların aklında bir çok soru belirdi.  Ne demeye çalışıyorum. Evet yazılacak ve anlatılacak çok konu var. Bunu okura bırakıyorum.  Ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğim. İngilizler ve Amerikalılar orda olduğu sürece Türkiye her daim bu konularla ilgilenmek zorundadır. Tarihi bağların farkında olduğunuz sürece bu sizin de meseleniz olmak zorundadır.

 

Ozan Utku Arıcan

 
Etiketler: , SURİYE, MESELESİNE, NASIL, BAKMALIYIZ?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
22 Ağustos 2026
Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...
88 Okunma.
27 Nisan 2026
ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
348 Okunma.
24 Mart 2026
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
308 Okunma.
31 Temmuz 2025
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1049 Okunma.
16 Temmuz 2025
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
208 Okunma.
13 Temmuz 2025
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
151 Okunma.
22 Mayıs 2025
ATA'NIN YOLU
200 Okunma.
04 Mart 2025
YOL HARİTASI
213 Okunma.
04 Şubat 2025
GÖKBÖRÜ
205 Okunma.
23 Ocak 2025
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
203 Okunma.
19 Ocak 2025
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
182 Okunma.
17 Ocak 2025
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
189 Okunma.
16 Ekim 2024
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
214 Okunma.
20 Nisan 2024
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
259 Okunma.
01 Nisan 2023
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
355 Okunma.
29 Mart 2023
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
297 Okunma.
25 Mart 2023
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
273 Okunma.
25 Mart 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
286 Okunma.
04 Şubat 2023
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
386 Okunma.
30 Ocak 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
278 Okunma.
21 Aralık 2022
ŞEREF VE İSTİKLÂL
289 Okunma.
12 Aralık 2022
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
298 Okunma.
08 Aralık 2022
Anadolu ve Türkler
277 Okunma.
05 Aralık 2022
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
289 Okunma.
01 Ekim 2022
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
312 Okunma.
01 Ekim 2022
KIVILCIM
286 Okunma.
30 Ağustos 2022
GAFLET-DALALET-HIYANET
327 Okunma.
29 Ağustos 2022
TOPLUMSAL ALZHEİMER
320 Okunma.
19 Temmuz 2022
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
335 Okunma.
19 Haziran 2022
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
320 Okunma.
27 Mayıs 2022
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
349 Okunma.
09 Mayıs 2022
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
340 Okunma.
06 Mayıs 2022
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
276 Okunma.
06 Mayıs 2022
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
299 Okunma.
06 Mayıs 2022
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
293 Okunma.
25 Mart 2022
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
327 Okunma.
25 Mart 2022
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
337 Okunma.
25 Mart 2022
MABED
280 Okunma.
23 Mart 2022
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
285 Okunma.
01 Mart 2022
BU GİDİŞLE...
350 Okunma.
01 Mart 2022
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
283 Okunma.
15 Şubat 2022
CEPHANE
337 Okunma.
03 Şubat 2022
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
320 Okunma.
22 Ocak 2022
13
367 Okunma.
18 Ocak 2022
Endüstriyel Et Yığınları
296 Okunma.
07 Ocak 2022
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
340 Okunma.
28 Aralık 2021
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
333 Okunma.
12 Aralık 2021
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
406 Okunma.
29 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
442 Okunma.
28 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
294 Okunma.
23 Kasım 2021
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
303 Okunma.
15 Kasım 2021
TAVUĞUN BACAĞI..!
308 Okunma.
10 Kasım 2021
Deve Kuşu Politikası
304 Okunma.
Haber Yazılımı