Ozan Utku ARICAN ATATÜRK VE DEVRİM -1-
Yazı Detayı
01 Mart 2022 - Salı 13:59 Bu yazı 283 kez okundu
 
ATATÜRK VE DEVRİM -1-
Ozan Utku ARICAN
oznn.utkk@gmail.com
 
 

 

Anadolu’nun kalbinden doğarak tüm yurdu kanatlarıyla çepe çevre saran Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Sivas Kongresiyle vücut buldu. Bu, Anadolu’nun her yerinde alev alev yanan bağımsızlık ateşinin tek bir kaynağa ve merkeze bağlanması demekti. Türkler uzunca yıllar ülkeyi ve milleti yıpratan savaşlar sonunda doruğa çıkan ümitsizlik ortamının kara bulutlarını dağıtmak için kanlarının son damlasına kadar koca çınarı yaşatmanın kavgasını vermek; cehennem denilen koru göğüslemeye gidiyorlardı. Bu, ilk değildi. Daha önce Çanakkale’de demire karşı etten gövdeleriyle bayrağı bayrak yapmış, milli mücadelenin kıvılcımını Çanakkale’de ateşlemişlerdi. Bu, gökte kızıl yıldızdan bir çengel gibi mitleşmiş, saçlara kınalanmıştı.


    Yurdun ve Milletin yönsüz, başsız kaldığı sanıldığı zamanlarda, ümitsizlik bulutlarını dağıtıp, duvarlarını yıkan ulusun öncüleri Anadolu’nun dört bir tarafında irili ufaklı baş kaldırıyor, teşkilatlanıyordu. ARMHC bu ruhu tek bir merkezde toplayan, milli iradenin gücü kılmak için kendi içinde bir kavga veriyordu. Birbirinden farklı, karmaşık bir yapıyı tek bir elde birleştirerek, devlet refleksini yeniden meydana getirmek hayli maharet gerektiriyordu. Ne kadar belli bir tüzüğü de olsa, kongreler süreci sancılı geçmişti. Daha cepheleşme kongrelerde başlamıştı ancak temel gayede hepsi bir araya gelinmesinin zorunluluğunu tüm çıplaklığıyla görüyor, iliklerine kadar bu gerçeği hissediyorlardı: Kurtuluş Savaşının başarıya ulaşması ve dört bir yanı işgal altındaki yurdun milli kurtuluş savaşı ile kurtarılması için bu mücadele verilmeliydi! 


  Bu savaş verilirken, farklı guruplara ayrılmak, ülkenin toptan kaybetmesiyle sonuçlanabilirdi. Ne de olsa emperyalizmin Avrupa’da birinci dünya savaşının sonundaki arzuları küçük ve kolay yönetilebilir devletçiklerin yaratılmasını öngörüyordu.  Çünkü, emperyal ülkelere göre,küçüğün karşısında büyük olan her zaman daha avantajlı olup, küçük olanın ele geçirilmesi ve yönetilmesi çok kolaydı. Ancak, büyük bir balığın, stratejilerinin göbeğinde bulunan Osmanlı’da gelişen milli mücadele, yapılan tüm emperyal planları alt üst edecekti. Artık siyasi, bürokratik, diplomatik ve kısmen askeri rüştünü kaybetmenin kıyısında olan Türkiye’nin bir önemi kalmamış, Syces-Picot gibi bir de işgallerle, işgal ettikleri topraklarda uyguladıkları zulüm ve soy kırımcı politikalarıyla Sevr antlaşmasının kabul ettirilmesine yönelik dayatma ve uygulanma aşamasına geçilmişti. Ve bunları yırtıp atmak, bağımsızlığı elde etmek için feleği tersine çevirmek gerekiyordu. 


   16 Mart 1920’de Osmanlı başkenti İstanbul’un işgali ve Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nın dağıtılması sonrası 23 Nisan 1920’de BMM açıldığında, artık İstanbul Hükümeti’nin sonu fiilen gelmişti. İcra heyeti, aslında resmen ‘Cumhuriyet’ denilen egemenliğin kayıtsız ve şartsız milletin egemenliğine geçtiği demokratik bir yönetime geçiyor, saltanat tarihe karışıyordu.
 Ancak, toplumsal anlamda tarihsel kopuş daha yaşanmamıştı. 


Öyle ki, Mustafa Kemal Paşa’ya dahi saltanatın yeni varisi yeni ‘sultan’ gözüyle bakanlar vardı. Böyle bir ortamda cumhuriyeti benimsetmek bir yana, ağza almak bile cesaret isterdi.  Ancak, savaşta galip gelindiğinde, siyasi güç, devrimsel kaldıraca dönüşecek, doğmamış çocuğun adı konacaktı. Doğacak çocuk ise, Türkiye’nin siyasal tarihinde etkisini hala sürdüren bir ateşin kıvılcımını çakacaktı.  Bu kıvılcım ise, bir ateşe dönüşecekse milli mücadele zaf1erle sonuçlanması ve Yeni Türk Devleti’nin  kuruluş adımlarının atıldığı koşullarda 1927 yılında Atatürk’ün ikinci büyük kongre diye belirttiği CHF( Cumhuriyet Halk Fırkası)’nın ikinci büyük kongresinde somut olarak yaşanacaktı.  TBMM’nin Reisi Mustafa Kemal, bu kongrede hem geçmişle hesaplaştı, hem de ARMHC’yi CHF’ye resmen bağladı. Bu tarihsel bir bağın inşaasıydı.


Çünkü, Atatürk, tüm engellemelere rağmen inkılaplar konusunda kararlılığını, siyasal konumunu ve emperyalizme karşı yükselen bir Türkiye’yi inşaa edebilmek için CHF’yi ideolojik olarak devletin temeline oturtmuştu. Bu temel, 1927’de ‘dört ok’, 1931’de ‘Altı Ok’ olarak kabul edildi. Yeni Türkiye ancak bu ‘altıok’ etrafında yükselecek, yerli ve milli, emperyalizme karşı dik, bağımsızlığa ise son derece bağlı olacak; tüm ayrılıkçı hareketlere karşı kesin bir duruş sergileyecekti. 

 

 
Etiketler: ATATÜRK, VE, DEVRİM, , -1-,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
22 Ağustos 2026
Tarih boyunca aynı gerçekle yüzleşmek...
86 Okunma.
27 Nisan 2026
ÇIKAR MI DÜNYANIN ACISI Bİ’ ZEYTİNDEN?
348 Okunma.
24 Mart 2026
‘Biz Kuva-yı Milliyeciyiz oğlum’
308 Okunma.
31 Temmuz 2025
KUKLACI-SAHNE-OYUN
1049 Okunma.
16 Temmuz 2025
15 Temmuz - Neyi Niye Yazmaktan Korktunuz?
208 Okunma.
13 Temmuz 2025
KEMALİZM’DEN RAHATSIZ OLANLAR…
151 Okunma.
22 Mayıs 2025
ATA'NIN YOLU
200 Okunma.
04 Mart 2025
YOL HARİTASI
213 Okunma.
04 Şubat 2025
GÖKBÖRÜ
205 Okunma.
23 Ocak 2025
KARTALKAYA FACİASI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
203 Okunma.
19 Ocak 2025
DEPREM GERÇEĞİ VE SOSYOLOJİK DURGUNLUK
182 Okunma.
17 Ocak 2025
YILLAR ÖNCE YAZDIĞIM BİR YAZININ ANIMSATTIKLARI
189 Okunma.
12 Ocak 2025
SURİYE MESELESİNE NASIL BAKMALIYIZ?
193 Okunma.
16 Ekim 2024
BARIŞ- DEMOKRASİ – CUMHURİYET VE NEO-LİBERALİZM?
214 Okunma.
20 Nisan 2024
Türk Rönesansı: KÖY ENSTİTÜLERİ (1940-1954)
259 Okunma.
01 Nisan 2023
Türk Siyasi Zihniyeti Neden Çözüm Üretemiyor?
355 Okunma.
29 Mart 2023
TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET HANGİ İLKELERE DAYANMALI?
297 Okunma.
25 Mart 2023
HAYAT BİZE NEYİ ÖĞRETEMEDİ?
273 Okunma.
25 Mart 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
286 Okunma.
04 Şubat 2023
TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ NİYE ÖNEMLİ?
386 Okunma.
30 Ocak 2023
GERÇEĞİN IŞIĞINDAKİ BUKALEMUN
278 Okunma.
21 Aralık 2022
ŞEREF VE İSTİKLÂL
289 Okunma.
12 Aralık 2022
İktisadi Krizler Tüketim Alışkanlıklarını Nasıl Etkiledi?
298 Okunma.
08 Aralık 2022
Anadolu ve Türkler
277 Okunma.
05 Aralık 2022
SİYASİ DURUŞ VE KİMLİK SORUNU
289 Okunma.
01 Ekim 2022
‘Türkiye, Türkiye’den Büyüktür’
312 Okunma.
01 Ekim 2022
KIVILCIM
286 Okunma.
30 Ağustos 2022
GAFLET-DALALET-HIYANET
327 Okunma.
29 Ağustos 2022
TOPLUMSAL ALZHEİMER
320 Okunma.
19 Temmuz 2022
TÜRKİYE'DE EĞİTİM ÜCRETSİZ Mİ?
335 Okunma.
19 Haziran 2022
ABD'NİN 'CAMBAZA BAK' OYUNU !
320 Okunma.
27 Mayıs 2022
FİYASKO: NEO-LİBERAL EKONOMİK-POLİTİKA
349 Okunma.
09 Mayıs 2022
AŞAĞILIK PSİKOLOJİSİ VE İNSANOĞLUNUN DEHLİZLERİ
340 Okunma.
06 Mayıs 2022
İNTERNETİN NATO'SU NE ANLAMA GELİYOR?
276 Okunma.
06 Mayıs 2022
TARİHTE BİR YOLCULUK.. (1)
298 Okunma.
06 Mayıs 2022
KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM VE EĞİTİM
293 Okunma.
25 Mart 2022
BİR PULSUZ DÜŞÜNCE
326 Okunma.
25 Mart 2022
DOSTOYEVSKİ'den TOLSTOY'a...
337 Okunma.
25 Mart 2022
MABED
280 Okunma.
23 Mart 2022
ATATÜRK VE DEVRİM -2-
285 Okunma.
01 Mart 2022
BU GİDİŞLE...
350 Okunma.
15 Şubat 2022
CEPHANE
337 Okunma.
03 Şubat 2022
BELEDİYE, HALKLA İÇSELLEŞME VE HALKÇILIK
320 Okunma.
22 Ocak 2022
13
367 Okunma.
18 Ocak 2022
Endüstriyel Et Yığınları
296 Okunma.
07 Ocak 2022
Batıcılık ve Aşağılık Psikolojisi
340 Okunma.
28 Aralık 2021
Kapitalizm İçerisinde Şans Oyunu ve İnsana Dair..
333 Okunma.
12 Aralık 2021
GÖNLÜ YOL GÖSTERİCİ, ELİ ÖPÜLESİ İNCİLÂ ÖĞRETMEN
406 Okunma.
29 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
442 Okunma.
28 Kasım 2021
Çok Farklı Bir Gelecek..!
294 Okunma.
23 Kasım 2021
EFESLİ HERAKLEİTOS'A SELAM OLSUN
303 Okunma.
15 Kasım 2021
TAVUĞUN BACAĞI..!
308 Okunma.
10 Kasım 2021
Deve Kuşu Politikası
304 Okunma.
Haber Yazılımı